Gündem Değerlendirmesi

Ağu 14 2018 Yazar : Kategori : Genel, Makaleler

Turk-bayragi-olculer

2013 yılı başlarında, Adana’da bulunan 10. Tanker Üst Komutanlığı’nda (bugün bilinen adı ile İncirlik Üssü) Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı olarak askerlik görevimi icra etmekteydim. O yıl ABD’de yaşanan bütçe krizi sebebi ile Üs içerisinde bulunan Amerikan askerlerine sunulan birçok hizmete yönelik tasarruf tedbirlerinin krizin patlak vermesinin hemen ardından uygulanmaya başladığına şahit oldum. Öyle ki duşlarda bulunan fazla sabun ve şampuanlar dahi ihtiyaç dahilinde sunulmaya başlanmış ve kullanımda kısıtlamaya gidilmişti. Beni en çok şaşırtan ise tasarrufun yapılması değil, krizin patlak vermesinin hemen akabinde ana vatanlarından onbin kilometreden fazla uzakta olan askerlerin bu duruma karşı hemen reaksiyon göstererek hızlı bir şekilde tasarruf tedbirlerini uygulamaya koymasıydı. Kaldı ki yaşanan bu durum, dış güçler tarafından ülkelerine yapılmış ekonomik bir savaş değil, büyük ölçüde kendi bütçeleri ile ilgili bir durumdu. Demem o ki; Ülke olarak bugün düştüğümüz durumun vahametini tartışmayı artık bir kenara bırakmalı ve ilk olarak, az çok demeden Ülkemiz ve milli servetimiz adına tasarruf tedbirlerini hem kişisel hem de kurumsal anlamda uygulamalıyız. Günlük alışkanlıklarımızı değiştirmeli, tükettiğimiz malları ya da kullandığımız hizmetleri temin ederken artık daha dikkatli ve seçici olmalıyız. Belki kişisel olarak çabamız pek bir şey ifade etmiyormuş izlenimi doğurabilir, yalnız birlikten kuvvet doğar ilkesi ile düşünecek olursak, eminim Ülkemiz ve nihayetinde de yine kendimiz adına sonuçları pozitif yönde olacaktır.

Bugün yaşadıklarımız gerçekten de hoş olmayan zor bir sürecin parçasıdır. Ama bu durumu ileriye dönük kazanıma çevirmek yine bizim elimizdedir. Şöyle ki; bir mal veya hizmete ihtiyaç duyuyorsanız ve bunu kendiniz sağlayamıyorsanız ya kendiniz üretmek zorundasınızdır ya da üreten birinden temin etmek durumundasınızdır. Ülke olarak bugüne kadar birçok mal ve hizmeti, ABD veya başka devletlerden temin ettik. Bugün gelinen nokta da ise ABD’nin bize uyguladığı tutum ve yaptırımlardan ötürü temin ettiğimiz mal veya hizmetlerin maddi karşılığı haddinden fazla şekilde artmış bulunmakla birlikte ayrıca bizim sağlamış olduğumuz mal ve hizmetlere karşıda ekonomik yaptırımlar uygulanmaktadır. İşte bu noktada oluşan karamsar durum bizim için bir çaresizlik olmamalı, aksine bu durumu uzun vade de bir fırsata çevirmeli ve üretim odaklı yaşamaya başlamalıyız.

Bugün elde edilen birçok teknolojik gelişme şans eseri icat olunmuş şeyler değildir. Hepsi aslında bir ihtiyacın ürünüdür. Bu noktada önemli olan ihtiyaçları doğru belirleyerek, ihtiyaca yönelik çözümü önce kendi içimizde bulma gayretini göstermektir. ABD ya da dünyanın başka ülkelerinde ki insanların bizden çok daha zeki olduklarına inanmıyorum, kritik noktanın inanmak, çalışmak ve üretmek olduğu kanaatindeyim. Ve tüm bunları yaparken dürüstlük ve ahlak bizim en büyük ve temel erdemlerimiz olmalı.

Bunu Paylaş

No responses yet

Bir cevap yazın

*